Neden Tekrar "Normal" Olmayı Beklememeliyiz?

Uzm. Klnk. Psk. Cihan Yeşilmen

Neden Tekrar "Normal" Olmayı Beklememeliyiz?

Hepimizin “‘normal’ hayatımıza geri döndüğümüzde…” dediğini duyar gibiyim. Eskisi gibi özgürce dışarı çıkabilmek, sevdiklerimize dilediğimiz zaman sarılmak, dışarda yemek yemek, birlikte olabilmek, yurtdışına seyahat etmek ve daha birçok şey…

Birçok yönden “var olan normal’ in” öldüğünü hatırlatmak gerekiyor. Hepimizin bildiği üzere; bu travmatik bir dönem ve yaşadığımız bu endişeden etkilenmek kaçınılmaz bir sondur hepimiz için.

 

"Normal" olma arzusu, psikoloji pratiğini kaplar. Öncelikle, eski anlayış yöntemlerini bırakmamız ve bunun yerine deneyimlerimizin bize ne öğrettiğini öğrenmemiz önemlidir. İnsanlar olarak yaşadığımız sorunların ve zorlukların gerçekliğini kabul etmek yerine; kesinlik ve beklentilerimize bağlı kalmak etrafında döneriz.

 

Aslına baktığımızda; hepimizin hayatlarında o kadar silinmez bir şekilde değişen şeyler var ki, aynı olmayı beklemek varılmaz bir sonuçtan başka bir şey değildir aslında. Örneğin; 18 yaşında yakın bir arkadaşımı genetik bir hastalığa kaptırdığımı, ve 5 kişilik ailesinin onun arkasından nasıl zor bir süreç geçirdiğini hatırlıyorum. Ve evet ailesi, sevenleri zaman içinde toparlandılar ve hayatlarına devam ettiler fakat, ne onlar ne de ben asla eskisi gibi olamayacaktık mesela..

 

Şimdi, bunları ele aldığımızda ‘yeni normale’ döndüğümüzde ve hiçbirimiz eskisi gibi hissetmediğinde, zihinsel bir sağlık krizi ile karşı karşıya geleceğiz. Hayatımızın geri kalanında dünya çapında bir salgının bu kolektif deneyiminin etkilerini vücudumuzda taşıyabiliriz. Şimdiden vücudunuzun ne yaptığını fark etmeye çalışın. Bu aşamada, vücudunuzu yargılamak yerine,  bedenlerinizin neden tehlike altında olduğunu anlamaya çalışın. Bu duyguları patolojik hale getirmek yerine şu adımları atmaya çalışın;

 

  • BELİRSİZLİK İLKESİ İLE BAŞLAYIN: Aslında her şeyi bilmiyoruz, bilemeyeceğimiz şeyler de var hayatta. Buradan başlayabilirsek, yargılamadan var olan bir merak yerinden başlayabiliriz. 
  • BEDENİNİZİ DİNLEYİN: Çoğumuzun alakasız olduğuna inandığı ‘kolay’ bir adımdır bu. Buna meydan okumalı ve vücudumuzun gücümüz olduğunu hatırlamalıyız. Bu da ne zaman tehlikede olduğumuzu bilmemize yardımcı olmak için gelişen bir sistemdir. Aktif bir yanıt içindeysek çevremizi anlamaya başlayamayız. İlerlemeden önce, öncelikle vücudumuzu ve onun sinyallerini dinlemeliyiz. Bunu yaptığımızda ve belirsizlik ilkesine sımsıkı sarıldığımızda, ancak o zaman bize söylenenleri dinleyebilir ve anlayabiliriz. 
  • ŞU AN NEREDE OLDUĞUNUZU KABUL EDİN: Tüm bunların zorluğunun bir kısmı da bizler anlam oluşturucularıyız. Neredeyse her şeyden anlam çıkarma eğilimindeyiz, rastgele bir şey olsa bile. Bir an durun ve kendinize durumun gerçekliğini söyleyin. Hatta yüksek sesle fısıldayın. Sadece gerçekleri belirtin. 
  • DİKKATİNİZİ İÇ SESİNİZE VERİN: Toplumu ve kültürü kendi bakış açımızda birleştirebiliriz. Bunu yapamayışımızın nedeni genellikle bu "normal" beklentisine uymadığımızda sert bir bakış açısından olabilir. Öncelikle kendimize normal mesajları ilk nereden aldığımızı sorarak başlayabiliriz. Bazı başlangıçlarda başkalarının duygusuna bakma ihtiyacı hissedebilirsiniz; “onların acısı benim acımdan daha kötü” gibi.. Fakat unutmayın; “Minnettar olun!.” Bazı durumlarda başkalarına şefkatli olduğunuz kadar gerçekten kendinize de şefkatli misiniz? Mesela başkasına söyleyeceğiniz “çünkü bir yerlerde birileri her zaman daha kötüsüne sahip” bu cümleyi kendinize karşı daha şefkatli olacak şekilde değiştirebilir misiniz? Örneğin yargılamadan, merhametli bir şekilde; “tabiki üzgünsün-kederlisin” gibi…
  • KENDİNİZE; OLMAK İSTEDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL, OLDUĞUNUZ GİBİ UYUM SAĞLAMANIZA İZİN VERİN: Nerede olduğunuzun ve ne hissettiğinizin gerçekliğine gelmeye başladığınızda, kendinizi şimdiki an ile bütünleştirmeye başlayabilirsiniz. Bunu yargılamadan yapın. Gerçek incitebilir, gerçeklik istediğiniz bir şey olmayabilir ama şimdi bu gerçeklikle birliktesiniz ve bu, yeni gerçekliğimizi normalleştirmenin ilk adımı olabilir.

 

 

 

 

11.05.2021 (Uzm. Klnk. Psk. Cihan Yeşilmen)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

AYNA MEDITASYONU EGZERSIZI

“AFFET VE ÖZGÜR BIRAK...”

DUYGULAR GERÇEK Mİ ?

“ MUTLULUK; BİR HEDEF DEĞİL, BİR YOLCULUKTUR ”

DÜNYADA KADIN OLMAK DEĞİL!; İNSAN OLMAKTI TÜM MESELE!

TÜKENMIŞLIK (Burn-out) SENDROMU

BORDERLİNE (SINIRDA) KİŞİLİK BOZUKLUĞU

“ KAYGININ AZI YARAR, ÇOĞU ZARAR! ”

DEPRESYON

ERTELEME

KABULLENMEK

SALGINI CIDDIYE ALMALI AMA SALGINDAN KORKMAMALIYIZ..

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin