KİŞİSEL VERİLERİN BOŞANMA DAVALARINDA KULLANILMASI

Av. Ada DENGİZ

KİŞİSEL VERİLERİN BOŞANMA DAVALARINDA KULLANILMASI

Teknolojinin hızlı bir şekilde hayatımıza girmesi ile birlikte özellikle iletişim aracı olarak kullanılan akıllı telefon, tablet, bilgisayar gibi teknolojik cihazlarda bulunan uygulama içeriğinde yer alan konuşmalar, video ve ses kaydı gibi kişisel verilerin hukuk veya ceza uyuşmazlıklarında delil olarak kullanılması çoğu zaman tartışma konusudur. Keza bunun en temel sebebi teknolojinin kullanılması ile elde edilen kişisel verilerin ne derece hukuka uygun olmadığı ile ilgilidir. Ancak bazen başkaca ispatlanması mümkün olmayan çoğu delil sadece ve sadece yine bahse konu teknolojik ürünlerin kullanılması suretiyle elde edilmiş olabilir ve bu sebeple ilgili uyuşmazlıklar üzerinde ciddi anlamda esas teşkil edebilmektedir. Kimi zaman teknolojik ürünlerin kullanılması yolu ile elde edilen kişisel veriler hakkında hukuka uygun delil vasfı yüklenip hükme esas alınabilirken kimi zaman özel hayatın gizliliğini ihlal suçu veya kişisel verilerin hukuka aykırı yollarla elde edilmesi suçu gibi suçlara vücut verebilmektedir. Ancak burada önemle belirtmek gerekir ki delilin vasfı veya mahiyeti ne olursa olsun bir uyuşmazlık konusu davada delil olarak kullanılabilmesi için burada davanın türüne bakılmaksın ilgili delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması şarttır. Bu sebeple boşanma davalarına sunulacak olan delillerin ancak ve ancak yine hukuka uygun olarak elde edilmesi halinde hükme esas alınması gerekmektedir. Bu yazımızda uygulamada hangi durumlarda elde edilen veriler dosyaya sunulması halinde hukuka uygun delil vasfı yüklendiği Yargıtay kararlarına değinilecektir.

Öncelikle boşanma davalarında herhangi bir delilin mahkemeye sunulması ve mahkeme tarafından ilgili delile itibar edilmesi ve bu delillerin hükmün açıklanması sırasında esasa alınabilmesi için en önemli kıstas hukuka uygun olarak elde edilmiş olmasıdır. Çünkü hukuka aykırı elde edilen deliller hükme esas alınması veya bunların uyuşmazlıkta ispat vasıtası olarak kullanılması o delilin nasıl elde edildiği ile ilgili olduğu gibi kişisel veriyi bu yollarla elde eden kişilerin amaçlarına da değinmek gerekecektir. Keza boşanma davaları, zaten kişilerin özel yaşamını yakından ilgilendiren davalardan olduğundan, davanın taraflarının iddialarını ispat etmesi gereken vakıalar da genellikle özel hayatın gizli alanlarını ilgilendirmektedir. Peki bir delil sırf hukuka aykırı elde edildi diye boşanma davasında kullanılamadığı durumlarda özel hayatın gizliliği ihlali suçu da oluşacak mı?

Örneğin bir boşanma davasında davacı koca, eşi ile baldızı arasındaki konuşmaları kayda alıyor ve bunu boşanma davasında delil olarak kullanmak istiyor. Davalı eş bahse konu ses kaydının hukuka aykırı elde edildiği iş bu sebeplerle de eşinin özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediğinden bahisle suç duyurusunda bulunmuştur. Somut olayda ilk derece mahkemesi sanık vasfında yargılanan koca için beraat kararı vermiştir. Yargıtay, boşanma davasında kullanılmak üzere ses kaydı yapan sanık kocanın hukuka aykırı bir amaçla hareket etmediğinden ve bu ses kaydının boşanma davasında kullanılmasındaki öneminden bahsetmiştir. Ancak devamında ses kaydının boşanma davası dışında başkaca üçüncü kişilere dinletilmesi yönünden kocanın özel hayatın gizliliği suçunu işlediği ve bu açıdan ilk derece mahkemesi tarafından verilen beraat kararının, mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğinden bozma kararı vermiştir. ( Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin E: 2018/8075, K: 2019/1860 Sayılı Kararı ) Yani bahse konu ses kaydını yapan koca için aile yaşam alanını ilgilendiren hususlar yönünden özel hayatın gizliliğinden ve özel hayatın gizliliği ihlali suçundan bahsedilmeyeceğini belirtse de ilgili kayıtların başkalarına dinletilmesi yönünden mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğinden bahsetmiştir. Yani koca boşanma davasında kullanması gereken bu delilin hukuka aykırı olmadığını ancak boşanma davası dışında da kullanıldığından bahisle suç işlediği yönünde karar verilmiştir.

Keza eşler arasında aile yaşam alanını ilgilendiren hususlarda özel hayatın gizliliğinden bahsedilemez. Dolayısıyla örneğin; eşinin sadakatsizliğinden şüphelenen diğer eşin, ortak yaşadıkları evde ses kaydı yaparak şüphesini ispatlaması halinde hukuka aykırılıktan bahsedilemeyeceğinden amacı dışında kullanılmayan ses kayıtlarının boşanma davasında delil olarak kullanılmasında herhangi bir

Bu durum sadece ses kayıtları için değil eşler arasında yapılan yazışmalar için de geçerlidir. Örneğin eşlerden biri diğerine whatsapp uygulaması üzerinden hakaret etmiş ya da tehdit etmişse, bu yazışmalar mahkemede aleyhe delil olarak değerlendirilecek olup ilgili whatsapp yazışmaları mahkemeye sunulabilir ve hükme esas alınabilecek nitelikte hukuka uygun delil vasfı taşır. Keza bu kayıtlar için de özel hayatın gizliliği kuralını ihlalden bahsedilemez. Ancak eşten gizlice ve habersiz şekilde konuşmaların veya yazışmaların kayıt altına alınması ve benzeri durumların varlığı halinde özel hayatın gizliliğinin ihlali anlamına geleceğinden boşanma davalarında delil olarak kullanılamayacağı unutmamalıdır.

Yargıtay, bir delili değerlendirirken, hukuka aykırı elde edilmesi ile hukuka aykırı üretilmesi yönlerinden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmiş ve somut olaylara göre farklı değerlendirmeler yapmaktadır. Örneğin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2011/2-703 K. 2012/70 E. Kararında “Mahkemece, hükme esas alınan CD, davalı kadının rızası dışında kaydedildiği için sırf boşanma davasında delil olarak kullanılmak amacıyla bir kurgu sonucu oluşturulmuştur. O halde bu şekilde oluşturulmakla usulsüz olarak yaratılmış bu delilin hükme esas alınması mümkün değildir.” Şeklinde karar vermiştir. Buradaki temel sebep kurgu sonucu oluşturtulduğu ile ilgilidir.

Bunun yanı sıra boşanma davalarında sosyal medya araçları üzerinden alınan ekran görüntülerinin boşanma davalarında delil olarak kullanılabileceği yönünde birçok ortak kararlar mevcuttur. Keza burada hem aleniyet hem de yaratılmamış deliller söz konusudur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2011/20038 E. 2012/28733 K. sayılı ilamında ise, koca tarafından eşinin cep telefonundan casus programla kaydettiği konuşmaların dahi hukuka uygun bir delil olarak kabul edilmesi yönünde verilen yerel mahkeme kararı da onanmıştır. 

Özetle; evlilikte, evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı, eşlerin her birinin özel yaşam alanı olmayıp, aile yaşam alanı olarak kabul edilmektedir. Bu alanla ilgili de eşlerin tek tek özel yaşamlarının değil bütün olarak aile yaşamının gizliliği ve dokunulmazlığı önem ve öncelik taşıdığından bahisle evliliğin yasal yükümlülükler alanı, diğer eş için dokunulmaz sayılmamaktadır. Yani eşinin sadakatinden kuşkulanan davacı-davalının, birlikte yaşadıkları her ikisinin de ortak mekânı olan konutta, eşinin bilgisi dışında ses kayıt cihazı yerleştirerek, eşinin aleni olmayan konuşmalarını kaydetmesinde bu suretle sadakat yükümlülüğü ile bağdaşmayan davranışlarını tespit etmesinde özel hayatın gizliliğinin ihlalinden söz edilmemektedir.

 
5.05.2021 (Av. Ada DENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

KADIN SIĞINMA EVLERİ

BOŞANMA DAVASINDA MAL PAYLAŞIMI

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVALARI

KİŞİSEL VERİLERİN İHLALİNDE TAZMİNAT HAKKI

KOLLUĞUN KİŞİSEL VERİ TOPLAMA YETKİSİ

SİBER SALDIRILAR VE SİBER DİRENÇ

TELİF HAKKI: BIRAKINIZ YAPSINLAR BIRAKINIZ GEÇSİNLER

DİJİTAL KİMLİKLER, BLOCKCHAİN VE HUKUK

BOŞANMA DAVALARINDA ERKEĞİN HAKLARI

BİR İSTANBUL SÖZLEŞMESİ MASALI

YAPAY ZEKÂ VE UZAKTAN ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ

SON TARİH 31.03.2021

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin