BOŞANMA DAVALARINDA ERKEĞİN HAKLARI

Av. Ada DENGİZ

BOŞANMA DAVALARINDA ERKEĞİN HAKLARI

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2019 yılında evlenen çiftlerin toplam sayısı 542 bin 314 iken 2020 yılında bu sayı %10,1 azalarak 487 bin 270 olarak açıklanmıştır. Bunun yanı sıra boşanan çiftlerin toplam sayısı 2019 yılında 156 bin 587 iken, 2020 yılında %13,8 azalarak 135 bin 22 olarak açıklanmıştır. Bahse konu boşanmaların yüzde 37,6'sının evliliğin ilk beş yılında, %20,4'ünün ise evliliğin 6 ile 10 yıllık sürecinde gerçekleştiği açıklanmıştır. Boşanma süreçlerinin geneline bakıldığında, bulunduğumuz coğrafya ve kültürel yapının da etkisi ile boşanmaya taraf olan erkeğin, kadına oranla daha fazla maddi zarara uğramaları söz konusudur. Ancak bunun temel sebebi, yerel mahkeme veya Yargıtay hâkimlerinin kadınlar üzerinde oluşturduğu pozitif ayrımcılıktan ziyade, erkeğin kendisine tanınan haklarını bilmemesi veya bunları bilip zamanında hareket etmemesinden kaynaklanmaktadır. Medeni Kanun esaslarına göre boşanma davalarında kadın - erkek ayrımı yapılmaksızın  tarafların kusur oranları esas alınmak suretiyle karar verilmektedir.

Öncelikle Medeni Kanun’umuzun boşanmaya sebep olan konuları ele alındığında, başta Anayasa’mızın aileyi koruyan hükümleri gözetilerek belli ilke ve kriterler doğrultusunda sonuca gidilmektedir. Burada her ne kadar birçok ilke ele alınmış olsa da uygulamada daha çok ‘’kusur ilkesi’’ gözetilmektedir.  Kusur kavramı, öğretide; hukuk düzeninin hoş görmediği ve hukuk düzenini bozan hareketler bütünü olarak tanımlanmış olup, kusurlu olan her davranışın daima hukuka aykırı olacağı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla tarafların kusurlu hareketleri belirlenirken tarafların karşılıklı olarak yapmış oldukları fiillerin ağırlık dereceleri ve gerçekleşen her olayın ayrı ayrı ele alınması büyük önem arz etmektedir. Bununla birlikte Yargıtay gözünden, bazı durumların varlığı halinde doğrudan erkek kusurlu sayılmakta ve bu sebeple mal rejimi, nafaka veya tazminat bedelleri doğrudan erkeğe yüklenmektedir. Örnek vermek gerekirse boşanmaya taraf olan erkek:

  • Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 15.3.2006, 19038-3479 sy ilamına göre; bir erkek eşini örtünmeye zorlarsa
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 18.9.2008, 12425/12145 sy ilamına göre; bir erkek eşine karşı aşırı kıskançlık gösterirse
  • Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 24.7.2008 sy ilamına göre; bir erkek eşinin dışarıya çıkmasına engel olursa
  • Yargıtay 2.Hukuk Dairesi, 31.1.2008, 8706/699 sy ilamına göre; bir erkeğin, eşinin ailesi ve çocuklarına hakaret ederse veya kendi ailesinin eşine karşı yaptığı bu davranışlara sessiz kalırsa
  • YHGK , 16.06.2010 ,E:2010/2-259, K:2010/329 sy ilamına göre; bir erkek/kadın sürekli alkol alıyorsa
  • Y. 2. HD., 01.03.1976 T., 1414/1767 sy ilamına göre; bir erkek, eşinin rızası dışında onunla cinsel beraberlik yaşarsa
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T. 13.1.2014, E. 2013/18393, K. 2014/38 sy ilamına göre; bir erkek, eşine karşı aşırı cimri tutumlar sergilerse
  • Hukuk Genel Kurulu 10.04.2013 T., 2012/2-1159 E.,2013/471 K sy ilamına göre; bir erkek, müşterek ev dışında kendisi için bağımsız bir konut sağlarsa
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T. 14.12.2020, E. 2020/5751 , K. 2020/6431 K sy ilamına göre; bir erkeğin evlilik dışı çocuğu olursa
  • YHGK,27.09.2000 ,E:2000/2-1151, K:2000/1177 sy ilamına göre; bir erkek, sürekli kumar oynuyorsa

doğrudan kusurlu sayılmaktadır. Ancak bahse konu yerleşik içtihatların yalnızca erkek taraf için değil, aynı zamanda kadın taraf için de geçerli olduğu unutulmamalıdır. Burada önemli olan kusur sayılabilecek davranışların ispatı aşamasıdır. Yukarıda açıkça belirttiğimiz üzere kadın ve erkek aynı hak ve alacaklara sahiptirler. Ancak tarafların kusur oranları belirlenirken her iki taraf için ayrı ayrı hak ve yükümlülüklerin ortaya çıkması muhtemeldir.

Boşanma davalarında merak edilen bir diğer konu ise; davaya taraf olan erkeğin, kadından nafaka alıp alamayacağıdır. Burada önemle belirtmek gerekir ki, boşanma davalarında boşanmaya sebebiyet veren tüm olaylar birlikte değerlendirilir ve burada belirlenen kusur hangi tarafta daha fazla ise, o taraf diğer tarafa nafaka ödemekle yükümlüdür. Tarafların müşterek çocukların velayeti hususunda ise; başta çocuğun üstün yararı gözetilir ve yine çocuğun menfaati doğrultusunda, velayete ilişkin karar verilir. Velayete ilişkin karar verilirken, tarafların kusurlu, az kusurlu veya kusursuzluğundan ziyade, doğrudan müşterek çocuğun menfaati gözetilecektir. Örneğin bir boşanma davasında, erkek taraf, dava dosyasına sunmuş olduğu delillerle, kadının zamanında fuhuş yaptığını ispat etmesine rağmen, velayet anneye verilmiştir. Özellikle velayete ilişkin hususlarda, müşterek çocuğun velayetinin babada kalması halinde, çocuğun babayla daha iyi şartlarda ve koşullarda yaşayacağının baba tarafından ispatlanması gerekmektedir.

Boşanmada mal paylaşım şekli; taraflarca ayrıca belirlenen bir mal rejimi yok ise, 2002 yılından önceki evliliklerde 2002 yılına kadar edinilen mallar için Mal Ayrılığı Rejimi yani mallar kimin üzerinde ise o kişide kalacağı, 2002 yılından sonra yapılan evliliklerde ise evlilik süresince edinilen mallar için Katılma Rejimi yani evlilik birliği içerisinde edinilen tüm malların ortak olarak paylaşılacaktır.

Özetle: Medeni Kanunu, boşanma sürecinde olan kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Yani boşanma davalarındaki tüm süreçlerde, cinsiyete dayalı bir ayrım olmaksızın tüm davalar yürütülmektedir. Erkekler de tıpkı kadınlar gibi; yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi-manevi tazminat gibi hakların tamamından yararlanabilmektedirler. Ancak tabi ki burada erkek tarafın vekiline ayrıca bir dikkat ve özen yükümlülüğü düştüğü unutulmamalıdır.

 

 
 
31.03.2021 (Av. Ada DENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

DİJİTAL KİMLİKLER, BLOCKCHAİN VE HUKUK

BİR İSTANBUL SÖZLEŞMESİ MASALI

YAPAY ZEKÂ VE UZAKTAN ÇALIŞMA YÖNETMELİĞİ

SON TARİH 31.03.2021

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin